Modern futbolun standart kurallarına göre bir karşılaşma 90 dakika sürer ve eşitlik bozulmadığında buna 30 dakikalık uzatma bölümleri eklenir. Ancak futbolun henüz kurumsallaşmadığı dönemlerde ya da hava muhalefeti, kural karmaşası gibi sıra dışı durumlar yaşandığında bu süreler akıl almaz noktalara ulaşabiliyor.
Futbol tarihinin derinliklerinde, oyuncuların bitkinlikten sahada yürüyemez hale geldiği, seyircilerin stadyumdan ayrıldığı ve hatta maçın bir sonraki güne sarktığı efsanevi karşılaşmalar bulunuyor.
1946: Stockport County – Doncaster Rovers Maratonu
Dünya futbol tarihinin resmi kayıtlara geçmiş en uzun süren maçlarından biri 1946 yılında İngiltere’de oynandı. Stockport County ile Doncaster Rovers arasındaki bu mücadele tam 3 saat 23 dakika sürdü.
O dönemde beraberlik bozulana kadar oyunun devam etmesi kuralı (play-to-a-finish) uygulanıyordu. İki takımın da birbirine üstünlük kuramadığı maçta, hava karardığı için hakem düdüğü çalarak maçı bitirmek zorunda kaldı. Karşılaşma 2-2 bitti ancak fiziksel yıkım her iki takım için de unutulmaz oldu.
173 Dakikalık Play-Off Savaşı
1930’lu yıllarda henüz seri penaltı atışları icat edilmemişti. Bu durum, eleme usulü maçlarda beraberliğin bozulması için takımların gol atana kadar oynaması gerektiği anlamına geliyordu. 1933 yılında İngiltere Lig Kupası benzeri bir eşleşmede, iki takım arasındaki eşitlik bir türlü bozulmayınca maç 173 dakika boyunca devam etti.
Seyirciler maçın bitmeyeceğine ikna olup evlerine giderken, futbolcular sahada ayakta durmakta zorlanıyordu. Bu tarz uzun maçlar, daha sonra penaltı kuralının neden bu kadar gerekli olduğunu dünyaya kanıtlamış oldu.
1954 Brezilya: Santos ve Botafogo Arasındaki Gece
Brezilya futbolunda da benzer uzun süreli mücadeleler yaşanmıştır. 1954 yılında Santos ve Botafogo arasındaki bir kupa mücadelesinde, maçın uzatma devreleri o kadar uzun sürdü ki stadyumun ışıkları yetersiz kalmaya başladı.
Teknik direktörler oyunculara taktik vermek yerine enerji toplamaları için şekerli su takviyesi yapmak zorunda kaldı. Maç sonunda her iki takımın oyuncuları da kramplar nedeniyle sahayı sedyelerle terk etmek durumunda kalmıştı.
Copa Libertadores’teki Sonsuz Final Denemeleri
Güney Amerika’nın en büyük kupası olan Copa Libertadores’in ilk yıllarında, final maçlarında beraberlik durumunda tarafsız sahada üçüncü bir maç oynanıyordu. Ancak bu üçüncü maçta da eşitlik bozulmazsa oyun “altın gol” mantığıyla ama süre sınırı olmadan devam ediyordu.
1960’lı yıllarda oynanan bazı finallerde maçların gece yarısından sonra bittiği, radyo spikerlerinin seslerinin kısıldığı ve maçın sonucunu ertesi sabah gazetelerden öğrenen taraftarların olduğu biliniyor.
Amatör Liglerdeki 3 Günlük Maç Efsanesi
Resmi profesyonel liglerin dışında, dayanıklılık testine dönüşen bazı özel veya amatör maçlar süre rekorlarını altüst etmiştir. İngiltere’de bir yardım kuruluşu için düzenlenen halı saha maçı, oyuncuların yedeklerle değişerek oynaması şartıyla tam 72 saat sürmüştür.
Elbette bu bir Guinness Rekorlar Kitabı denemesiydi ancak futbol topunun bir an bile durmadığı bu süreç, insanın fiziksel sınırlarını futbol aşkıyla ne kadar zorlayabileceğini gösteren en uç örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.
Modern Futbolda Uzatmaların Sınırı
Bugün artık FIFA ve IFAB kuralları gereği maç süreleri kesin sınırlarla çizilmiştir. Bir maç en fazla 120 dakika sürebilir ve ardından kazananı belirlemek için penaltı vuruşlarına geçilir. Ancak son yıllarda “topun oyunda kalma süresi” tartışmalarıyla birlikte, 90 dakikalık maçlara eklenen 10-15 dakikalık kayıp zamanlar maçları tekrar 110-120 dakikalık maratonlara dönüştürmeye başladı.
Futbol ne kadar hızlanırsa hızlansın, sürelerin uzaması her zaman oyuncu sağlığı ve oyun kalitesi arasındaki o ince dengeyi tartışmaya açıyor.




