Kategori arşivi: Gebelik

Hamilelikte Düşmek Bebeğe Zarar Verir mi?

Hamilelik uzun bir süreçtir ve bu süreçte kadınlar zaman zaman kötü durumlar ile karşılaşabilirler. Anne adaylarının en korktuğu şeylerden biri düşmektir ve bu konuda oldukça endişe duyarlar. Hamilelikte karnın iyice büyümesi ve vücut atikliğinin kaybolması kadınların günlük aktivitelerini yapmasını bile engelliyor. Bazen rutin ihtiyaçlarını karşılarken birden tehlikeli bir durum olan düşme ile karşı karşıya kalabilirler. Peki, hamilelikte düşmek bebeğe zarar verir mi? Merak edilen bu sorunun cevabını sizler için hazırladık.

Hamilelik sırasında düşme çok yaygındır. Özellikle hormonların artması, hızlı enerji tüketimi, yüksek sıcaklıkta su kaybı, kan basıncının düşmesi gibi anne adaylarının sıklıkla düşmesinin birçok nedeni vardır. Ancak her düştüğünüzde panik yapmamalısınız. Çok büyük kazalarda bile anne karnındaki bebeğin korunduğu sıklıkla görülür. İlk aylarda bebek anne karnında çok az yer kaplar. Yani rahim kalça kemikleri arasında korunduğu için bebeğin zarar görme olasılığı son derece düşüktür. Bebek yaklaşık 16 haftaya kadar bu şekilde korunacak. Bebek anne karnında büyüdükçe rahim etrafındaki kaslar gelişecek, güçlenecek ve büyüyecektir. Bebek küçük ve suda olmasına rağmen hamile kadının karnındaki sertliği bu koruyucu mekanizmayı oluşturan kalın kas tabakası sağlar. Ayrıca bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı, çok şiddetli darbeleri bile emecek ve bebeği darbelerden koruyacak şekilde tasarlanmıştır. Başka bir deyişle, düşen ve darbe alan annenin rahminde, bebek amniyotik sıvıda sadece pozisyonunu değiştirir. 

Ancak bir düşme veya ciddi bir kaza bazen bebeğin hayatını tehlikeye atabilir. Bebeğin yaralanması, anne adayı için çok açık olan semptomlar üretecektir. Şiddete bağlı olarak annede kanama olabilir ve bebeğin amniyotik sıvısı bozulabilir. Bu durumda annenin suyu akabilir, darbe nedeniyle bebeğin oksijenlenmesi engellenebilir ve bebeğin hareketi azalabilir. Bu durumlarda hemen bir doktora başvurulması ve bebeğin sağlıklı olduğundan emin olunması gerekir. Anne adayının son aylarda düşmesi nedeniyle erken doğum gerçekleşebilir. Bu nedenle son aylarda yaşanan darbelerde herhangi bir şikayet olmasa da doktorların denetimini göz ardı etmemelisiniz.

İlk veya son birkaç ayda düşen anne adayının genel durumunu göz ardı edilmemeli. Annenin bayılma durumu bebeğin sağlığı için daha önemlidir. Anne bayılırsa ve yeterli oksijen alamazsa, bebek yeterli besin ve oksijen alamaz. Bu durumlarda bebeğin sağlığının sağlanması için kalp atışı ve amniyotik sıvı kontrolü yapılmalıdır.

Hamilelikte Düşmeyi Önlemek için Alınabilecek Tedbirler

Hamilelikte Düşmek Bebeğe Zarar Verir mi?

Hamilelik döneminde düşmeyi her zaman önleyemeyebilirsiniz. Lakin, gerekli önlemler alınırsa, düşme riskini en aza indirebilirsiniz. Aşağıdaki önlemleri dikkate almanızda fayda vardır.

  • Başınız dönüyor ise bulunduğunuz yere yavaş bir şekilde oturun ve güçlü bir şeyden destek alın.
  • Kaygan tabanı olmayan ve zemine uygun tutuş sağlayan ayakkabılar tercih edin.
  • Buna ek olarak vücudunuzun ön tarafa doğru eğilmemesi adına alçak topuklu ayakkabılar giymelisiniz ve bel, baldır kısımlarına daha çok yük bineceği için yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmalısınız.
  • Düz zeminlerde yürümelisiniz ve çimenli alanlardan kaçınmalısınız.
  • Ayaktayken önünüze bakmalısınız ve ıslak, pürüzlü yerlere basarken ekstra dikkat etmelisiniz.
  • Merdivenlerden çıkarken daima korkuluklara tutunmalısınız. Korkuluklar sağlam değilse eşinizden ya da başka birinden size destek olmak için elini tutmasını isteyin.
  • Yürürken ağır yükler taşımamalısınız.
  • Banyo ve mutfak gibi alanlar kazaya yatkın alanlar olduğu için buralarda ekstra dikkat etmelisiniz.
  • Geceleri tuvalete giderken ışıkları açmalısınız. Her zaman karanlık alanlarda yürümekten kaçının.

Hızlı Bir Şekilde Doğum Kilolarından Kurtulmanın Yolları

Başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere Türkiye’de birçok üniversitenin yanı sıra Avrupa’da da hızlı bir şekilde doğum kilolarından kurtulmanın yolları üzerinde birçok araştırma yapılmıştır. Yapılan bilimsel araştırmalar, doğum kilolarından kurtulmak için birçok ortak sonuca ulaşmıştır.

Doğum Kilolarından Kurtulmanın Yolları

Hızlı Bir Şekilde Doğum Kilolarından Kurtulmanın Yolları

Hamilelik ile başlayan ve doğum ile sonuçlanan süreçte, kadınların vücudundaki hormonsal değişiklikler kilo almalarındaki en önemli etkenlerden biridir. Bu süreçte alınan kiloların normal kilolardan daha zor verilmesi, doğum yapan kadınlar üzerinde psikolojik olumsuzluklara da neden olmaktadır. Ancak bu kilolardan kurtulmak zannedildiği kadar zor değildir.

Bebek sahibi olmanın mutluluğunu fazla kilolar ile gölgelememek için, aşağıdaki yöntemleri uygulayarak aldığınız kiloları kısa sürede verebilirsiniz.

Doğru Beslenme

Doğumdan sonra yapmanız gereken ilk şey, doğru beslenme rutini oluşturmaktır. Diyet yapmayı planlıyorsanız dengeli ve eksiksiz bir diyet yapmak tercihiniz olmalıdır. Yemekleri küçük porsiyonlar şeklinde yemek ve ara öğünler ile desteklemek önemlidir.

Doğru ve sağlıklı beslenme rutini içerisinde mutlaka sebze ve meyvelere yer açılmalıdır. Diğer taraftan yağsız et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve tam tahıllı gıdalar tüketilmelidir. Beslenme demir, kalsiyum ve protein ağırlıkta olmalıdır.

Bir yandan hızlı kilo vermek hedeflenirken, diğer yandan anne sütü de hesaba katılarak daha sağlıklı gıdalar tercih edilmelidir. Boy ve kilonuzu dikkate alarak günlük 2000 kaloriden fazla kalori almamaya dikkat etmeniz gerekir. 2000 kalori aşılmadan, sağlıklı gıdalar tercih edilerek dilediğiniz beslenme rutinini oluşturabilirsiniz. Çünkü listemizde yer alan diğer uygulamalar sayesinde, hızla kilo vermeniz mümkün olacaktır.

Egzersiz Yapmak Kilo Vermek İçin Önemlidir

Hareketli bir yaşam biçimine sahip olmanın yanı sıra bunu egzersizler ile desteklemeniz, kilo vermeniz için yapmanız gereken en önemli şeydir. Doğumdan sonra kilo vermiş olsanız bile karın bölgesinin sıklaşması için, düzenli olarak egzersiz yapmanız gerekir.

Doğumdan sonraki süreçte 2 ay içerisinde egzersizlere başlayabilirsiniz. Ancak bunun için mutlaka doktor tavsiyesi almanız faydalı olacaktır. Özellikle sezaryen ile doğum yapan kişilerin, doktor tavsiyesi olmadan doğrudan egzersize başlaması sakıncalı olabilir.

Şayet imkânlarınız uygunsa fitness merkezlerinde doğum kilolarından kurtulmaya hedefleyebilirsiniz. Doğum kilolarından kurtulmanın yolları arasında spor salonları, kullanılan aletlerin gelişmiş olması nedeniyle en iyi seçenekler arasındadır. Ancak böyle bir imkânınız yoksa kilolarınızı farklı şekillerde yok edebilirsiniz. En basitinden evinizde yapacağınız egzersiz hareketleri, kilolardan kurtulmanızı sağlayacaktır.

Uyku Düzenine Dikkat Edilmelidir

Küçük bir bebek sahibi olmak uyku düzeninin sağlanmasını fazla mümkün kılmayabilir. Ancak yine de bu süreçte mümkün olduğu kadar sağlıklı ve ideal bir uyku düzenine sahip olmanız faydalı olacaktır. Diğer taraftan uyku kalitesi de metabolizma hızının artmasına yardımcı olarak, kilolardan kurtulmanız için destekleyici bir faktördür.

Bol Su İçin

İster doğum kiloları isterseniz normal kilolar olsun bunlardan kurtulmak için yapmanız gereken basit şeylerden biri de günlük yeteri kadar su içmektir. Ortalama 2 litre su içmeniz, sağlıklı ve hızlı zayıflamanız için yardımcı olacaktır.

Limonlu Su Tüketin

Saf su tüketiminin yanı sıra özellikle sabahları aç karnına limonlu su tüketmeniz, hızlı yağ yakımı için tavsiye edilen şeylerden biridir. Limonda bulunan c vitamini aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesine de yardımcı olur.

Bölgesel Sıkılaştırma Egzersizleri Yapın

Hamilelik ve doğum sürecinde sadece kilo almazsınız. Aynı zamanda başta basenler olmak üzere vücudunuzun çeşitli yerlerinde selülit ve sarkmalar meydana gelir. Kilolardan kurtulmuş olsanız bile bu sarkmaları önlemek için, bölgesel sıkılaştırma programları uygulayabilirsiniz. Özellikle karın bölgesine daha fazla ağırlık vererek, göbek sarkması gibi sorunların önüne geçmeye çalışın.

Sağlıklı Diyetleri Uygulayın

Bu süreçte temel olan çok hızlı kilo vermek yerine, sağlıklı kilo vermek olmalıdır. Çünkü anne sütüne ihtiyaç duyan bir bebeğinizin bulunduğunu unutmamak gerekir. Bunun için hızlı kilo verdiren diyetler tercih etmemeli, daha çok sağlıklı ve aşırı aç kalmadan yapabileceğiniz diyetleri tercih etmelisiniz. Diyet konusunda da yine bir uzmana danışmak sizin için faydalı olabilir.

Ertesi Gün Hapı Nedir, Nasıl Kullanılır?

Acil kontrasepsiyon hapı olarak da bilinen ertesi gün hapı, plansız hamileliklerin önlenmesi amacıyla kullanılan acil doğum kontrol yöntemini oluşturmaktadır. Bu haplar temel olarak, korunmasız olarak girilen ilişkilerin sonrasında ya da başarısız doğum kontrollerinde hamileliğin önlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Hapının kullanımında ilk dikkat edilmesi gereken nokta, ilaç prospektüsünde yer alan kullanım talimatlarına dikkat edilmesidir. Bu haplar temel olarak, korunmasız olarak girilen ilişkilerde ya da korunmada bir problemle karşılaşılması halinde kullanılmaktadır.

Ertesi Gün Hapı Nasıl Kullanılır?

Ertesi Gün Hapı Nedir, Nasıl Kullanılır?

Ertesi gün hapları isimi nedeniyle, ilişkinin sonrasındaki gün kullanılması gereken bir ilaç olduğu düşünülmektedir. Ancak bu ilaçların gebelik olasılığının olduğu ilişkilerin sonrasında olabildiğince erken alınması önemli rol oynamaktadır. Bu ilaçlar ilişkilerin ardından 12 saat içerisinde kullanılmaları halinde hamileliği önleme oranları %90 ortalamasındayken, ikinci gün alınmaları halinde hamileliği önleme oranları %75’lere gerilemektedir. Aynı zamanda, hapların 5. Gün sonunda kullanılmaları halinde hamileliği önleme de hiçbir etkisinin olmayacağı kabul edilmektedir.

Ertesi gün hapları, öncelikli doğum kontrol seçeneğinden ziyade acil doğum kontrolünün gerekli olduğu hallerde tercih edilmektedir. Bunun nedeni ise; ertesi gün hapları içerdikleri hormonlara bağlı kanama ve adet düzensizliğine neden olabilmesidir

Bu ilaçlar, oral olarak alınmakta ve bu haplar düzenli kullanılmalarına ihtiyaç duyulmamaktadır. Adet döngüsü içerisinde bir kez kullanılabilen ilaçların kullanılabilmesi için maksimumum 72 saatlik sürecin geçmiş olması gerekmektedir. 72 saat sonrasında ve hamilelik oluşması durumunda herhangi bir etkileri bulunmamaktadır. Gerçekleştirilen korunmasız ilişkiler sonrası en kısa sürede alınmaları halinde etki oranları da yüksek olmaktadır.

Ertesi Gün Hapının Kullanılmaması Gereken Durumlar

Bu haplar hamileliğin önlenmesinde kullanılan ilaçlar olsalar da bazı durumlarda kullanılmamaları gerekmektedir. Ertesi gün hapı;

  • Hap içerisinde yer alan herhangi bir bileşene alerjinin bulunması halinde,
  • Hapın etkinliğinde azalmaya neden olacak ilaçların kullanılması halinde,
  • Fazla kilo durumunda kullanılmaması gerekmektedir.

Ertesi Gün Hapının Yan Etkileri

Ertesi Gün Hapı Nedir, Nasıl Kullanılır?

Ertesi gün hapı diğer pek çok hapta olduğu gibi zaman zaman çeşitli yan etkileri doğurabilmektedir. En yaygın karşılaşılan yan etkilerinin başında adet düzensizliği, mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi yan etkileri gelmektedir. Özellikle kusma yan etkisiyle karşılaşılması halinde dozun tekrar alınması gerekmektedir. İlacın yan etkileri arasında yorgunluk, baş ağrısı, göğüs hassasiyeti, regl dönemleri arasında kanamalarla da karşılaşılabilmektedir. Bir ay içerisinde ertesi gün hapının bir kez ya da nadiren kullanılması hapların yan etkisini azaltmaktadır.

Ertesi Gün Hapıyla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Bu ilaç ile ilgili doğru bilinen ama “yanlış” olan bilgiler aşağıda yer almaktadır.

  • Korumasız gerçekleştirilen her ilişki sonrası ertesi gün hapı kullanılmaktadır.
  •  Adet düzensizliğine yol açmaktadır.
  • Kürtaj yöntemleri arasında yer almaktadır.
  • Kullanımından sonra yeniden ilişkiye girilebilmektedir.
  • Ertesi gün hapının kullanımı arttıkça etkisi de bir o kadar artmaktadır.
  • Rutin bir doğum kontrol yöntemidir.

Sezaryen Doğum Nedir? Riskleri Var mıdır? 

Sezaryen doğum; doğumun cerrahi olarak yapıldığı, bebeğin anne karnından ameliyat ile alındığı şeklidir. Sezaryen, ameliyathane koşullarında, genel veya bölgesel anestezi altında yapılır. Yatay ya da dikey kesiyle karın içine girilir ve benzer bir kesiyle rahim kesilir ve bebek buradan dışarı çıkarılır. Sezaryen, doğumdan önce planlanabileceği gibi doğum esnasında da sezaryene karar verilir. Her durumda amaç, anne ve bebeği herhangi bir riskli durumdan kurtarmaktır. 

Sezaryen doğum şu durumlarda gerçekleştirilir; 

Anneye Bağlı Sezaryen Doğum Nedenleri 

  • Anne daha önce rahimle alakalı ameliyat geçirdiyse 
  • Annede bazı sistemik rahatsızlıklar varsa 
  • Annenin kalça kemiği darsa 
  • Genital bölgede aktif uçuk ya da siğil enfeksiyonu varsa 
  • Doğum kanalında bebeğin çıkışına engel olan ur (miyom) gibi bir durum varsa 

Bebeğe ve Plasentaya Bağlı Sezaryen Nedenleri 

  • Bebeğin, plasentadan doğum başlamadan önce ayrılarak kanamaya yol açması durumunda 
  • Doğum ağrıları başlamadan önce ya da doğum gerçekleşirken tespit edilen bebeğin sıkıntıda olduğu durumlarda 
  • Bebek büyük olunca 
  • Plasentanın doğum yolunu kapaması durumunda 
  • Bebeğin doğum yoluna giriş şekli normal değilse 

Doğum Sırasında Tespit Edilen Sezaryen Nedenleri 

  • Doğum sırasında bebekte saptanan sıkıntı belirtileri 
  • Doğumun gerçekleşmemesi ve doğum süresinin uzaması 

Yukarıdaki sebepler saptandığı zaman doğumun sezaryen olması muhtemeldir.

Sezaryen Doğumun Riskleri Nelerdir? 

Ameliyat bebek ve anne için daha güvenli sayılır. Ancak büyük bir ameliyattır ve riskleri vardır. Sezaryen doğumda annenin yaşayabileceği bazı problemler şu şekildedir; 

  • Ameliyat esnasında bebeğin yaralanması. 
  • Gelecekteki hamilelikte rahimde delinme riski oluşur. 
  • Sezaryen, 39 haftadan önce yapılırsa, bebekte solunum problemleri oluşabilir. 
  • Enfeksiyon problemleri yaşanabilir. 
  • Sezaryen doğumda karın içi organlara zarar gelme olasılığı vardır. 
  • Normal doğuma göre daha geç iyileşme süresi vardır. 
  • Sezaryen doğumdan sonra damar tıkanıklığı riski fazladır. 
  • Bebeklerde nadiren travma görülebilir. 

Hamilelikte Aşırı Kilolardan Kurtulmak

Hamilelikte aşırı kilolardan kurtulmak mümkün mü? Hamilelik döneminde her kadının şikayetçi olduğu bir durum aşırı kilo alımıdır. Vücut daha önce yaşamadığı durumları yaşadığından ve harcadığı enerji yükü arttığından daha çok besin ihtiyacına gereksinim duymaktadır. Bu durumda daha fazla kilo alımını ortaya çıkartmaktadır. Belirli miktarda kilo alımı son derece normaldir. Hatta diyet yapmak ya da kilo almamak için az yemek hem anne adayına hem de bebeğe zarar verebilmektedir. Peki, hamilelikte aşırı kilolardan nasıl kurtuluruz?

Sağlıklı bir hamilelikte mutlaka kilo alımı gerçeklemektedir. Bu durum kişinin boyuna göre değişim gösterebilmektedir. Eğer birey gebelik öncesinde ideal kilosundaysa, gebelik süresi boyunca ortalama olarak 10 ile 17 kilo arasında alması son derece doğaldır.

Kilo alımı genellikle gebelik sürecinin ilk 3 ayında az miktarda olmaktadır. Sonraki 6 ayda ise daha fazla miktarlarda kilo alımı gerçekleşmektedir. Kilo alımı herhangi bir sağlık sorununun ortaya çıkmasına sebebiyet vermiyorsa biraz az ya da biraz fazla kilo alınması herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Peki, hamilelikte aşırı kilolardan kurtulmak için neler yapılmalı?

Aşırı Kilo Alımının Önüne Geçmek İçin Yapılması Gerekenler

Hamilelikte Aşırı Kilolardan Kurtulmak

Öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken nokta hamilelik süresi boyunca herhangi bir şekilde diyet yapmanın ya da normalden az yiyerek kilonun kontrol altında tutulmaya çalışılmasının bebeğe zarar verebilme ihtimalidir. Eğer yeterli miktarda besin bebeğe ulaşmazsa gelişim sürecinde farklı problemler yaşanabilmektedir.

Hamilelikte aşırı kilolardan kurtulmak için öncelikli olarak tatlılardan ve hamur işi gibi aşırı kalori içeren gıdalardan uzak durulması gerekmektedir. Ekmek tüketiminin sadece öğünlerde az miktarda olmasına özen gösterilmelidir. Ekmek seçiminde beyaz ekmekten ya da kepekli ekmeklerden kaçınılması gerekmektedir. Eğer meyve tüketilecekse sabah ya da öğle öğününde tüketilmesi önerilmektedir. Ara öğünler ile sürekli yemek yerine, ana öğünler ile tam bir doyma hissinin sağlanmasına dikkat edilmelidir. Asitli ve aşırı şekerli içeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Bu durum hem bebek sağlığı için hem de kilo alımını önlemek için gereklidir. Bebeğin gelişimini etkileyeceği düşüncesi ile aşırı yemekten kaçınılmalıdır. Her zaman bol miktarda su içmeye özen gösterilmeli ve aşırı yiyecek tüketiminden uzak durulmalıdır. Doğru ve yeterli beslenme, aynı zamanda yapılacak düzenli egzersizler en iyi sonuçların ortaya çıkarılmasına imkan tanımaktadır.

 

 

Gebelikte En Merak Edilen 7 Soru

Hamile olanlar bebeklerini heyecanla beklerken birçok konuyu merak eder ve biz de gebelikte en merak edilen 7 soru konusunu ele aldık.

 

Hamilelikte En Merak Edilen 7 Soru ve Cevabı

Ultrason Zararlı Mı?

Gebelikte En Merak Edilen 7 Soru

Ultrasonun herhangi bir zararı yoktur. Bu konu birçok kişinin yanılmasına neden olabilir. Günlük yaşamda tercih edilen bir uygulama olmasa da her muayenede genel bir ultrason incelemesi yapılır. Detaylı ultrason gerekirse de 2-3 kez yapılması yeterli olabilir.

Bebeğimin Cinsiyeti Ne Zaman Belli Olacak?

En çok merak edilen konulardan biri de budur. Bebeğin cinsiyeti rahme düştüğü ilk andan itibaren bellidir. Ancak doktorların bunu görmesi zaman alabilir. Genelde detaylı ultrason muayenesinde görülen cinsiyet, sonraki zamanlarda ise 12.hafta civarında fark edilebilir.

İki Kişilik Beslenmek Doğru Mu?

Son derece yanlış olan iki kişilik beslenme konusu anne adaylarına çevrelerinden gelen baskılar sonucu ortaya çıkmaktadır. Daha sade bir yaşam tercih ederek sağlıklı besinlere öncelik verirseniz gebelikte 10 kilodan fazla almamaya özen gösterirseniz yeterlidir. Boş kalori olan gıdalardan kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir.

Bebeğimin Hareketlerini Ne Zaman Hissedeceğim?

Birçok anne adayı bebeğin ilk hareketlerini 20.hafta civarında hissetmeye başlar. İkinci gebeliklerde ise bu süre daha erken olabilir. Baba adaylarının bunu fark etmesi ise daha geç olabilir. İlk hamilelikte bebek hareketleri 20.hafta civarında hissedilir.

Suyumun Geldiğini Nasıl Anlarım?

Doğumun başladığını anlamak her anne adayı için aynı şekilde gitmez. Bu yüzden bazı anne adaylarında suyun geldiği anlaşılır ve sancılar sıklaşınca anne hastaneye gider. Ancak bazı annelerde açılma olmasına rağmen bunun farkına varılmaz. Son dakikada hastane yetişme maceraları olabilir.

Sütüm Ne Zaman Gelir?

Sütün gelmesi doğumla birlikte gerçekleşir. Ancak genelde 6.aydan itibaren anne adaylarının memelerinde dolgunluk hissetmeleri mümkün olabilir. Memenin ucu çok sıkılırsa kolostum adı verilen şeffaf sık gelir ki bu bebek için son derece faydalıdır.

Sezaryen Riskim Var Mı?

Gebelikte En Merak Edilen 7 Soru

Bu tahmin edilebilen bir durum değildir. Ancak doğal olan normal doğum yapılmasıdır ve hekimler bunu öncelikli tutar.

Doğum Sonrası Kilo Verme

Doğum sonrası kilo verme hızı gebelikte alınan kilo ile yakından ilgilidir. Hamilelikte kaç kilo aldığınız oldukça önemlidir. Doğumun ardından enerjinin çoğu bebeğin bakımına harcanmaktadır. Doğumdan sonra hemen kilo verme çabasına girmek doğru değildir. Bu dönemde sağlınızla ilgilenmek ve düzgün bir şekilde beslenmek oldukça önemlidir. Çünkü bebeğinizi beslemek için yeterli süte ihtiyaç duyacaksınız.

Doğum Sonrası Kilo Verme için En Uygun Zaman Ne Zamandır?

Doğum Sonrası Kilo Verme

Doğum sonrası her anne desteğe ihtiyaç duyar. Emzirme dönemi yanlış yönlendirmelere çok açık bir süreçtir. Anneler bu süreçte sütüm bol olsun diye günlük alması gereken kalorinin çok daha fazlasını alıyorlar ve bu kalorinin çoğu genellikle sağlıksız besinlerden karşılanıyor.

Bu sebeple doğum sonrası Beslenme ve Diyet Uzmanı eşliğinde ilerlemek daha sağlıklıdır. Çünkü Beslenme Uzmanı kişiye özel listeler oluşturup, listede anne sütü artıran besinlere, tariflere yer verdiği için anne sütünde bir azalma meydana gelmiyor. Aksine kalitesi, verimi artıyor. Bu sayede emzirme dönemini avantaja çevirip doğum kilolarınızdan da kurtulmuş oluyorsunuz.

Doğum sonrası dönemde, ayda 2 kg üzerinde kilo kaybı önerilmemektedir. Ne kadar hızlı kilo kaybederseniz geri alma riskiniz o kadar yüksek olmaktadır. Bu sebeple adımlarımızı sağlam atmamız oldukça önemlidir.

Doğum Sonrası Kilo Verme Yöntemleri Nelerdir?

Doğum Sonrası Kilo Verme

Doğum sonrası ilk 6 aylık dönemde düşük kalorili zayıflama diyetleri yapılmamalıdır. Bütün besin ögelerinden zengin sağlıklı bir beslenme şekliyle doğum sonrası kilo vermek mümkündür.

Doğum sonrası eğer emzirmeye devam ediyorsanız hem sütün kalitesini ve miktarını değiştirmeyecek hem de kilo vermenizi sağlayacak bazı öneriler şunlardır:

  • Kahvaltı, öğle, akşam yemeği ve ara öğünlerinizi atlamadan yemeye dikkat edin.
  • Günde 2,5-3 litre su tüketmeye özen gösterin.
  • Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt, peynir gibi besinleri belirtilen miktarda ve az yağlı olarak tüketilmelidir.
  • Hızlı acıkmanızı engellemek amacıyla her gün 1 adet yumurta ve etli bir sebze yemeği tüketmeye özen göstermelisiniz.
  • Öğünlerde doymanızı sağlamak ve tatlı gibi karbonhidrat isteğinizi baskılamak amaçlı bir miktar tam buğday ekmek tüketebilirsiniz.
  • Şeker gereksiniminizi meyvelerden sağlayın. Meyve suyu yerine meyveleri bütün tüketmeyi tercih edin.
  • Yiyecekleri kızartmak, kavurmak yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemleri kullanmalısınız.
  • Posalı besinler (sebze, meyve, kuru bakliyat, tam tahıllı ürünler) tüketin çünkü posalı besinler kan şekerini, tansiyonu ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutarlar. Bağırsakları çalıştırarak kilo vermeye yardımcı olur.
  • Karın bölgesindeki yağlanmayı minimuma indirmek ve kaliteli yağ tüketmek için günde 2 adet ceviz ya da 5-6 adet badem veya fındık tüketmelisiniz.
  • Kendinizi çok fazla yormayacağınız spor dallarına yönelebilirsiniz. Günde 45 dakika ile 1 saat arası pilates, yoga, yürüyüş gibi sporlar kilo vermenize katkı sağlayacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz öneriler doğum sonrası kilo verme yöntemleri arasında en sağlıklı ve en kalıcı şekilde kilo vermenizi sağlayacak olan önerilerdir.

 

Bebeğin Çok Hareketli Olması Doğum Belirtisi Mi? 

Bebeğin çok hareketli olması doğum belirtisi mi? sorusu hamilelik ilerledikçe anne adaylarının merak ettiği konulardan biri haline gelir. Bebeğin anne karnındaki hareketleri yavrunuzun sağlığı hakkında bilgi verir. Bebeğin anne karnındaki hareketliliği, anneyi hem duygusal hem de fiziksel olarak etkiler.  

Anne karnında bebeğin çok hareketli olması genellikle hamileliğin ileriki zamanlarında hissedilebiliyor. Bu durum da doğal olarak bebeğin çok hareketli olması hakkında endişelere neden oluyor. 

Anne karnında bebeğin çok hareketli olmasının birinci nedeni, bebek büyüdüğü için hareket alanının daralmasından kaynaklanır. Anne karnında bebeğin hareket etmesi, bebeğin sağlıklı olduğu gösterir. Bebek büyüdükçe hem hareketleri hem de bebeğin duruş ve yerleşim şekli değişir. Bu sebeple hamileliğin ilerleyen zamanlarında bebeğin hareketlerini anne adayları daha çok hissetmeye başlar. Bu yüzden bebeğin çok hareketli olması doğum belirtisi sayılmamaktadır.  

Anne Karnındaki Bebeğin Çok Hareketli Olmasının Nedenleri Nelerdir?

Bebeğin Çok Hareketli Olması Doğum Belirtisi mi?

Anne karnındaki bebeğin çok hareketli olmasının birden çok nedeni bulunmaktadır. Her şeyden önce bebeklerin kendi kişiliğine özgü hareketler geliştirdiğini unutmamak gerekir. Özellikle 28. haftadan sonra bebek hareketlerinde hissedilen değişikliklerin nedeni budur.  Bazı bebekler geceleri daha çok hareket ederken bazı bebekler gündüzleri daha çok hareket eder. Bu durum tamamen bebeğin kişiliğine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bazı bebekler tabiatları gereği daha sakin olurken, bazı bebekler çok daha hareketli olabilir. 

Anne karnındaki bebekler, anneler tatlı yediğinde ya da dinlenirken çok hareketli olabilirler. Ultrason muayenesinde bebekler, ışık ve ısıya maruz kaldıklarından dolayı korkarak yüzünü kapatabilir veya tam cenin hareketini yapabilir. Aynı zamanda bebekler, annenin stresli ve üzüntülü olduğu zamanlarda daha az hareket eder ya da hiç hareket etmezler. Bu durumlar doktora gitmek için bir neden teşkil etmez. 

Doğuma Yakın Bebek Hareketleri Artar Mı?

Bebeğin anne karnında çok hareketli olmasının temel nedeni, kendine uygun bir pozisyon bulma çabasıdır. Kendisini kolay besleyecek, rahat hissedeceği bir pozisyon bulduktan sonra bebeğin hareketleri normal seyrine dönecektir. Anne karnında bebeğin çok hareket etmesi, bir sorun olduğunu ya da doğumun başladığını göstermez diyerek bu noktada doğuma yakın bebek hareketleri artar mı? sorusunu cevaplayabiliriz. 

Bebeklerin anne karnında normal düzeyde hareketli olması onun yeteri kadar beslendiğinin, etrafındaki sıvının yeterli olduğunun ve iyi oksijen aldığının göstergesidir. Bebeğinizin hareketleri, sizde devamlı bir ağrı ya da sancıya neden olmuyorsa, bu konuda endişelenmenize gerek yoktur. Hareketlerde anormal bir şeyler seziyorsanız, muhakkak doktorunuz ile iletişim kurmanız gerekiyor.  

Doğumun Başlama Belirtileri Nelerdir? 

Bebeğin Çok Hareketli Olması Doğum Belirtisi mi?
  • Rahim kasılmaları 
  • Nefes akıp verişlerin daha rahat olmaya başlaması
  • Düzenli sancıların başlaması 
  • Bebeğin baş kısmının doğum kanalına inmesi ve sürekli tuvalete çıkma isteği 
  • Mukus atımlarının başlaması(Halk diliyle nişan gelmesi)
  • Bağırsak hareketliliğinin fazlalaşması
  • Üst karın ve diyafram-mide hizasında bebeğin aşağı inmesine bağlı bir rahatlama hissedilmesi 
  • Hem vajinal bölgede hem de makat bölgesinde baskı hissi yoğunluğu
  • Karında şekil değişmesi-Bebek doğum kanalına tam olarak ilerlediğinden karın sivri ve aşağıya doğru sarkan bir görünüme sahip olur.
  • Doğum suyunun gelmesi 

Doğum belirtileri konusunda, doğum sancısıyla yalancı doğum sancısına dikkat edilmelidir. Yalancı doğum sancıları gerçek doğum sancıları ile çok karıştırılır. Gerçek doğum sancısında kasılmalar düzenlidir. Kasılmalar gittikçe daha sık, daha uzun ve daha kuvvetli olur. Her kasılma önce sırtın alt kısmında hissedilmeye başlar, ardından ön ve alt kısımlar ve kasığa kadar yayılır. Yürüme-yatma ya da pozisyon değişikliği, kasılmalarda azalma ya da durmaya yol açmaz. Yalancı sancılarda bunlar gözlemlenmez.  

Ayrıca bazı anne adayları idrar kaçırma ile su gelmesini karıştırmaktadır. İdrar kaçırma tek seferliktir fakat suyun gelmesinde su kesilmez ve akmaya devam eder.  

Bebeğin İlk Hareketleri Karnın Neresinde Hissedilir? 

Hamilelik döneminde anne adaylarının merak ettiği pek çok konu bulunmaktadır. Anne adayları tarafından en sık sorulan sorular, genellikle bebek hareketleri ile ilgili olmaktadır. Bu soruların başında ise; bebek hareketleri henüz başlamadı, ne zaman başlar? Bebeğin ilk hareketleri karnın neresinde hissedilir?, Bebek hareketleri azaldı ya da durdu, bir sıkıntı mı var? gibi sorular gelmektedir.  

Hareketler Ne Zaman Başlar ve Bebeğin İlk Hareketleri Karnın Neresinde Hissedilir?

Uzmanlar tarafından yapılan bilgilendirmeler doğrultusunda ilk gebelikte, bebek hareketlerinin 21. Haftaya kadar hissedilmemesi normal bir durumdur. Ya da hissedilen bebek hareketlerinde aksamalar meydana gelmesi, hareket sıklığının azalması tamamen normaldir. 

İlk gebelikte bebek hareketleri, 21. haftadan sonra net olarak hissedilmektedir. Bu haftadan önce bazı anne adaylarının “karnımda pıt pıt hareketler hissediyorum” şeklinde söylemleri de genellikle bu haftalardan önce görülebilmektedir. Bu noktada, pıt pıt şeklinde tanımlanan hareketin gaz ile karıştırılması da muhtemeldir. 

Özellikle 26. haftadan sonra bebek hareketleri anne adayları tarafından ayrım bile yapılacak duruma gelmektedir. Örneğin; bebek hareketleri sırasında “Şimdi kollarını oynatıyor”, “Şu anda hıçkırıyor” gibi ayrımların yapılabilmesi bile mümkündür.  

Anne Karnında Bebek Hareketlerinin İzlenmesi 

Gebelik sürecinde bebeğin hareketlerinin izlenmesi, bebek hakkında birtakım bilgiler vermektedir. 

Bebek Hareketlerinde Artışın Hissedilmesi 

Bu durum, çoğunlukla bebeğin kendine yeni pozisyon arayışında olmasıyla ilgilidir. Ya da annenin aşırı hareketli olmasından dolayı bebek, strese girmiş olabilir. Bunun dışında anne adayının herhangi bir nedenden dolayı korkmasının aynı şekilde bebeğe yansıması, bebeğin aşırı hareket etmesine neden olmaktadır. Bebek hareketlerinin artması çoğu zaman bir patolojiye işaret etmez. 

Bebek Hareketlerinde Azalma 

Bebek hareketlerinde azalma doktorların daha çok endişe duymasına neden olmaktadır. Bu azalmanın ciddi bir şekilde fazla olması, bir dizi tetkikin yapılmasını gerektirmektedir.

Bebek hareketlerinde azalmanın sağlıksal bir sorundan dolayı gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için, sakin bir köşeye çekilerek çok fazla hareket etmeden beklemek gerekmektedir. Çünkü, bebek hareketleri anne adayı çok hareketli olduğu zaman azalmaktadır.

Anne sakinleştiğinde bebek hareketleri tekrar hissedilmeye başlanacaktır. Bu yüzden panik yapmadan önce temponuzu düşürüp bebeğinizi dinlemeniz gerekmektedir.  

Bebek hareketleri konusunda başka anne adayları ile kıyaslama yapmamanız gerekir. Çünkü, her bebek kendine özgüdür. Bir bebek 23. haftada daha belirgin hareket ederken diğer bebek daha az hareket edebilmektedir. Bu yüzden bir kıyaslama içine girmek gereksiz yere stres seviyesini arttıracaktır. 

Bebeğin İlk Hareketleri Karnın Neresinde Hissedilir? 

Anne adaylarının en merak ettiği sorulardan bir diğeri de bebeğin ilk hareketleri karnın neresinde hissedilir? Sorusudur. Bebek hareketleri belirgin olmaya başladığı dönemde anne adayı, elini karnının alt bölgesine koyarak bebeğin hareketlerini hissedebilir.

Bebek büyüdükçe hareketler göbeğin her yerinde hissedilebilmektedir. Bu bebeğin, anne karnında nerede ya da hangi pozisyonda olduğu ile ilgilidir. Buna göre bebek hareketleri; göbek çevresinde, göbeğin altında ve göbek deliğinin etrafında hissedilmektedir.

Kısacası bebek neredeyse hareketlenmeler o bölgede yoğunlaşacaktır. Bu yüzden kesin olarak “bebeğin ilk hareketleri şurada hissedilir” demek yanlış olacaktır.  

Bebeğin hareketlerine göre cinsiyetin belli olduğuna dair görüşler bulunmaktadır. Örneğin bebek hareketleri karnın sağ tarafında hissediliyorsa, bebeğin cinsiyetinin erkek olacağı yönünde görüşler bulunmaktadır. Fakat, bu görüşleri destekleyen bilimsel bir açıklama bulunmamaktadır. Bu yüzden cinsiyet öğrenmek için doktor muayenesi en doğru sonucu verecektir. 

Bebeğin Hareketlerinin Karnın Aşağısında Hissedilmesi 

Bebeğin ilk hareketleri karnın neresinde hissedilir? sorusuna bağlı olarak anne adaylarının en merak ettiği ve endişe duyduğu diğer bir konu da, bebeğin, karnın aşağısında hissedilmesidir. Bebeğin karnın aşağısında hissedilmesi ve aşağı doğru bir baskının hissedilmesi, bazı gebelerde erken doğumun habercisi olmaktadır.  Fakat bu durumun çoğunlukla erken doğum olmadığı, uzmanlar tarafından belirtilmektedir. 

Vajinal muayene sonucunda uzmanlar erken doğum olup olmayacağını kolaylıkla anlamaktadırlar. Bebeğin aşağı kayma hissi çok net olmasa da genellikle rahim kaslarının ve rahimi yerinde tutan bağ dokularının gerilmesiyle alakalıdır. Anne adayının çok fazla ayakta durması, çok fazla yorulması durumunda rahim bağları gerilmekte ve bebeğin başının aşağıda olduğu sanılmaktadır. Bu durumun netleştirilebilmesi için basit bir ultrason muayenesi yeterli olacaktır.  

Bebek Hareketleri Nasıl Sayılır?

Bebeğin karnınızda rahat olup olmadığını anlamanın bazı yolları bulunuyor. Bunlardan en güvenilir sonuçlara sahip olanı 10 hareket sayma yöntemidir. Gelelim bu yöntemi nasıl uygulayabileceğinize.

Yavrunuzun hareketlerini saymaya başlamadan önce mutlaka saymaya başlayacağınız saati not etmelisiniz. Saymaya başladığınızdan itibaren 2 saat boyunca 9 ile 10 arası hareket saydıysanız, bebeğinizin karnınızda keyfi yerinde ve rahat demektir. Hemen belirtelim, bu hareketleri belirgin olarak ancak 28. haftanızdan itibaren sayabilmeniz mümkün olacaktır.

 

 

Hamilelikte Yatış Pozisyonu Nasıl Olmalı?

Hamilelikte yatış pozisyonu anne ve bebek sağlığı için önem taşıyor. Hamilelik haberinin alındığı andan itibaren anne adayının karnının içerisinde yeni bir hayat, yeni bir oluşum belirmeye başlar. Söz konusu uyku ise eğer hemen herkesin favori bir yatış pozisyonu muhakkak vardır. Fakat hamilelik durumunda bu pozisyona dikkat etmek gerekiyor.

Gelişim gösteren bebekle beraber büyüyen karın bölgesi ve değişen hormonlar ile mücadele ederken anne adayı bebeğin gelişiminde olumsuz bir şekilde etki oluşturmayan doğru yatış pozisyonuna da dikkat etmelidir. 

Hamilelikte Yatış Pozisyonu Sol Tarafa Olmalıdır 

Hamilelikte Yatış Pozisyonu Nasıl Olmalı?

Hamilelikte sol tarafa doğru yatarak uyumak önerilir. Bunun sebebi ise daha çok vücudun sağ bölgesindeki ana toplar damarların basıya uğramasıdır. Bu bası ile beraber vücudun alt tarafında bulunan toplar damarların belirgin bir hal alarak problemler yaratabilir. Belirginleşen toplar damarlar genel itibari ile bacak bölgesinde varis rahatsızlıklara neden olabilir.

 

Damar sistemlerinin rahatlaması amacıyla da anne adaylarına sol taraflarına yatmaları önerilir. Sol tarafa yatarak uyumak kan dolaşımındaki sirkülasyonu artırarak vücut içerisindeki şişlik durumlarının azalmasını sağlar.

Hamilelikte Sırt Üstü Yatmak 

Hekimlerin önermiş oldukları durumlara göre özellikle de hamilelik sürecinin son zamanlarında sırt üstü yatılmaması önerilmektedir. Sırt üstü yatıldığında bel bölgesine yapılan baskı nedeniyle baş ile sırt ağrısı meydana gelecektir.

Diğer taraftan, sırt üstü uzanıldığında rahim bölgesinde meydana gelen basınç ile beraber kalbe yeteri kadar kan gitmemesi durumu oluşabilir. Bu durumda bebeğin yeteri kadar beslenmesine sebep olur. Kan dolaşımının aksaması, yeteri kadar beslenememesi bebekte kalıcı hasarlara neden olacaktır.

Hamilelik Sürecinde Hamilelere Özel Üretilmiş Yastıklardan Kullanmanın Avantajları Nelerdir?

Hamilelikte Yatış Pozisyonu Nasıl Olmalı?
  • Ayak ve bacak bölgelerinde meydana gelen ödemleri azaltır, 
  • Krampların önüne geçer, 
  • Kan dolaşımını hızlandırır, 
  • Konforlu bir uyku açısından oldukça önemlidir, 
  • Hamilelik süreci içerisinde sık görülen mide yanması problemlerini azaltır, 
  • Bebeğin daha iyi beslenmesini ve aynı zamanda oksijen almasına aracılık eder, 
  • Solunumu destekler ve hamilelik durumunda sık görülen nefes darlığı şikâyetlerinin önüne geçer, 
  • Böbreklerin daha iyi bir şekilde işlevlerini yerine getirmesini aracılık eder, 
  • Sırt ile bel bölgesini destekleyerek ağrı ve sızı oluşması durumlarını azaltır.